Pazar, Eylül 29, 2013

Amok Koşucusu ve Havadan Sudan

Bir arayan soranım bile yokkk! Birisi de neredesin sen dememiş, küstüm geri gidiyorum sadksadgfsaj
Şaka bir yana Sin “Ne biçim bloggersın sen, en son 19 Eylül’de yazmışsın” diyene kadar ben bile farkında değildim, kabul. O yüzden kızmıyorum. Hadi yine iyisiniz. :D

Peki ben bugünlerde başka ne yapıyorum?
İNEKLİYORUUUUM!!! Hayatım boyunca ilk kez ders çalışıyorum. Yani bildiğiniz test kitabını açıp soru çözüyorum. Hem de ben! Aslında şöyle bir bakıldığında pek fazla çalıştığım söylenemez ama eh, başlangıç için bana fazla bile bu. :D Ayrıca bilgisayarıma format attırdığım için tam 5 gün elimi sürmedim. :D Bu zaman zarfında hem yemek hem de uyku düzenim yerle bir oldu, psikolojim bozuldu falan. Eh, nasıl bir bağımlıyım siz düşünün artık. :D


Son iki haftada neler okudum ona bir bakalım. "Şifrelerin Matematiği: Kriptografi" isimli bir kitabı geçen hafta bitirdim. Bir sürü muhtemelen hayatımda hiç işime yaramayacak bilgi öğrenmiş oldum. :D Ama güzel kitaptı, hakkını yemeyelim.

Ondan sonra "Taaşşuk'u Talat ve Fitnat"ı ikinci kez okudum. Tabi ki çok beğendiğim için değil, üzerinden fazla zaman geçtiği için. Çok gülüyorum, o zamanların çerezlik kitaplarından işte.
Bu kitap bittikten sonra da Khaled Hosseini'in "Ve Dağlar Yankılandı" kitabını yarıladım, ona devam ediyorum şimdi. Adam yine döktürmüş ve benim psikolojimi bozmak konusunda kararlı sanırım. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş'le yaptığı yetmemiş gibi. En az onlar kadar güzel gidiyor. Ah bir de zamanım olsa, evimi özlüyorum inanın.

Bir de bu arada bir Amok Koşucusu okudum ki bunu okumayı ertelemekle hata yapmışım gerçekten. Stefan Zweig'ın yine muhteşem bir kitabı. -Tabi "Satranç" bir yana diğerleri bir yana ama harika yani.- Kitapta 7 hikaye var. Ve bu yedisinin ortak özelliği... Evet hepsi ağır dram ama onun dışında bir şeylerden bahsediyorum ben. Neyse, söylemiyorum ki tadı kaçmasın. Ben de beğendiğim bölümleri paylaşayım.


BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ

Yaşamının sevinç kaynağı, yani aldatmaca, onun yüreğini yeniden tutuşturdu. Fırlatılıp atılan, yerde kıvrılıp kalan ve üzerine basılarak ezilen bir mumun ışığı gibi değil, rastgele tutuşturulan, alev alev yanan bir sevinç yangını gibi gelecekti sonu. Uçuruma dans ederek düşecekti.

***

Özlediği ünü, ölümüyle sağlamaya çalıştığı unutulmazlığı adının arkasına ekleyemedi; onun ölümü, önemsiz olayların tozunun toprağının altında kaldı. Çünkü tarihin akışı, zorlanmaktan hoşlanmaz, kahramanlarını kendisi seçer, ne kadar zorlasalar da davetsiz gelenleri hiç acımadan geri çevirir; kaderin arabasından düşen olursa onu artık çekmemek gerekir.



MADALYA

Daha fazla ilerlemeyi göze alamamıştı, ölünün gözleriyle karşılaşmak, kanlı bir paçavra olarak, nispet yaparcasına karanlıkta duran kendi asker elbisesini görmek istemiyordu, bu simgelerde ölümün varlığını hissetmek istemiyordu. Bir din adamı kadar inançla cebindeki onur madalyasını sıkı sıkı tuttu. Bu onun sevinci, feryadı, umuduydu.

BEZGİNLİK

Acısını parçalara ayırmaya başladığı için gitgide sakinleşti. En derin acının verebileceği acımasız bir soğukkanlılıkla küçük parçalara ayırdı onu. Bu alın yazısı yalnızca kendisine mi özgüydü? Daha binlerce insanın aynı yazgıyı paylaştığını, kendi başından geçenlerin her gün rastlanan bir trajedi olduğunu biliyor ama yine de şimdiye kadar hiç kimsenin bunu böyle sert bir biçimde yaşadığını düşünmüyordu. Bir bezgin?

AMOK KOŞUCUSU

“Kadının bu gevezeliğinde sinirli ve dağınık bir hava var, bu beni de huzursuz ediyor. Neden bu kadar çok konuşuyor diye geçiriyorum içimden, neden kim olduğunu söylemiyor, neden peçesini kaldırmıyor. Ateşi mi var? Hasta mı? Deli mi?”

***

“Bana ihtiyacı olduğu için benden nefret ettiğini biliyordum, ben de ondan…”

*** 

“Sarhoşluktan öte bu… çılgınlık, insanın öfkeden gözünün dönmesi… insanın korkunç, delice bir saplantıya kapılması…”

*** 

“El yordamıyla… el yordamıyla ilerledim… ve orada... orada, pis bir şiltenin üzerinde… acıdan iki büklüm olmuş… inleyen bir insan parçası vardı… o vardı…”

 ***

“Siz, yabancı; burada şezlonga uzanmış yatan, dünyayı gezen yabancı; bir insanın ölmesinin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bedeninin bükülmesini, moraran tırnakların boşluğa saplanışını, gırtlaktan gelen hırıltıları, her uzvun mücadelesini, dehşet verici sona karşı direnen parmakları, gözlerin anlatılmaz bir dehşetle açılmasını gördünüz mü, böyle bir şeye tanık oldunuz mu, böyle bir şey yaşadınız mı, siz avare adam; bir görevden söz edercesine yardımdan söz eden siz dünya gezgini?”

AY IŞIĞI SOKAĞI

“Bu adamın gölgesini yanımda hissediyordum, ayaklarımın dibinde bir hayalet gibi tir tir titriyor, kah yayılıyor, kah donuk sokak lambalarının sallanan ışığında büzülüyordu. Söyleyecek bir şey bulamıyordum, ne avutabiliyordum onu ne de soru sorabiliyordum ama sessizliğinin benim üstüme yapıştığını hissediyordum, ağır ve bunaltıcı bir sessizlikti.”

LEPORELLA

“O monoton ezgi, kırık dökük bir tonda, şarkıya alışık olmayan o dudaklardan gizli saklı, güçlükle dökülüyordu; yine de dokunaklıydı, tuhaftı. Crescenz, çocukluğundan beri ilk kez şarkı söylemeyi deniyordu, boşa geçen yılların karanlığından bin bir güçlükle gün ışığına çıkan bu notalarda insanın içine dokunan bir şey vardı.”

LEMAN GÖLÜ KIYISINDAKİ OLAY

-“Hayır Boris, bu olmaz. Sınır demek yabancı bir ülke demektir. Senin geçmene izin vermezler.”
-“Ama ben onlara bir şey yapmam ki! Silahımı bıraktım. Hz. İsa adına onlardan rica edersem karımın yanına gitmeme neden izin vermesinler ki?”
-“Hayır, seni bırakmazlar Boris. İnsanlar artık Hz. İsa’nın ne dediğini dinlemiyorlar.”

Hepsi ayrı ayrı etkileyici hikayeydi. Hatta iki hikaye de ben eklemek istiyorum oraya. Biri benimki biri de GD'ninki olacak. Her yönüyle trajik bir hikaye oluşturabilir, iç karartıcı ruh tasvirlerinin devamını getirebilirim. Neyse... Şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere o zaman... Ciao!

Pazartesi, Eylül 16, 2013

Bizimkiler... Bizimkiler işte.


“Bizimkiler”in adı kodlamalarla sık sık geçmiştir bu blogda. Niyeyse içimden geldi, biraz arkadaşlarımdan bahsedeyim dedim. Kendileri okul arkadaşım olur bu arada.^^ 

S-ra
                Onu K-pop yazılarımın altındaki yorumlarda görebilirsiniz.^^ Ben geveze insanları çok severim ve o gördüğüm en konuşkan insanlardan biri. (Aslında o çok konuşmuyor, biz az konuşuyoruz.) Ve yine o gördüğüm en eğlenceli insanlardan biri. Onunlaysanız asla sıkılmazsınız. Kesinlikle bu mümkün değil! :D Ama o çok da duygusal biridir, her şeye ağlayabilir ve o bu huyunu sevmese de ben çok seviyorum. Her insanın böyle, hayatına renk katan bir arkadaşı mutlaka olmalı bence. 
                Dikkat, o bir VIP!!! Bigbang hakkında onunla konuşmak çook zevkli. Ve o fan yaptığım ikinci yegâne insan. Aslında geçen senenin sonunda onu çekiklerden soğuttuğumu söylemişti. :D Bu sene ise her sabah kim gelirse izlettiğim –fan olmayanlar da izliyor :D- çekik videolarından Bigbang’in Fantastic Baby klibinde GD’yi beğenerek ilk adımını attı. Bu gerçekten inanılmaz çünkü koşarak kaçması lazımdı. :D Sonra B1A4’ü sevip Bana oldu, derken Bigbang’e geri döndü. Dönüş o dönüş hala Bigbang. :D CN Blue’yu da çok sever.

Edit: Şimdi o tam anlamıyla bir Boice ve EXO seline kapılmadığını söyleyemeyiz. Daha ilginci annesi sürekli Kore dizileri izliyoooor! :D K-drama konusunda şimdiden beni geçmiş teyzem.^^

Metüriç
                İkinci bir geveze de odur. (Alın size onu sevmem için koca bir sebep!) Ayrıca tekrar eden sesler onu çıldırtıyor. Küçük kardeşine o kadar düşkündür ki bu cidden anlatılabilecek bir şey değil bence ama kardeşini görseniz nedenini anlayabilirsiniz. Bu kadar sevimli çocuk az bulunur. :3 Metüriç'in ilginç özelliklerindne biri de şu, kivi yemekten korkar, tuhaf olan şeyse canı çektiği halde korkması. Yatarken sırtını duvara dönmezse korkudan uyuyamaz.
                Ve onu DB5K’den ayrı düşünmek imkansızdır. Hayatımda gördüğüm en koyu Cassie, DÜ(Turşu) ile birlikte beni fan yapan da onlar. DBSK onun için o kadar çok şey ifade ediyor ki… Mp3’ünü eline aldığında önce DBSK dinlemeden diğerlerini dinleyemeyen biri. Bütün şarkılarını ezberleme yolunun sonuna yaklaşmış. :D 5.yılını geride bıraktı. Ama DBSK dışındaki Kore’yle ilgilenmeye son iki yılda başladı. ELF’tir, fevırıtı çoktur. :D Shawol’dür, favorisi Jonghyun’dur. EXO fanıdır, fevırıtı DO’dur. Hiçbir kız grubunu sevmez, hiçbir kızı sevmez aslında. :D Bir ara Hyorin’i sevmişti, bir ara Younha’yı da seviyordu. Ve tam bir Shounen ai manyağı. XD

Edit: Şimdilerde de Minah'ı pek bir seviyor, malum Minah'ımız da tam bir TVXQ fangörlü. Ayrıca gördüğüm en sadık fan sanırsam. Hala biasları değişmedi, hiç değişmiyor ki!!! :D

Ç (Pendragon)
                O bir İngiliz fanı. :D İngiltere hakkında ne varsa ona sorabilirsiniz. Aslında İrlanda ama bu konu biraz karmaşık. Kitap okumayı seven sayılı arkadaşlarımdan ve klasik müzik dinlemeyi seven yegâne arkadaşım. :D Müzik zevkine kayıtsız şartsız güvendiğim insanlardan biri de ayrıca. Çok fazla konuşmaz ama komiktir. İğrenç espri konusunda bir başka uzmandır ama espriyi yapış tarzı yüzünden beni çok fazla güldürüyor. Hepsi bir yana, Ç aşırı derecede sevimlidir. Kendi kabul etmese de cidden çok şirin ya. :D
                Onu Kore fanı yapmaya çalışıyorum. Dream High’ı izlemişti, Kim Soo Hyun’u pek sever. 2pm’den Taecyon ve Wooyoung’u da sever aynı sebepten dolayı. Ama her şeyden önce bir Merlin fanıdır. Dizinin çok iyi olmadığını bildiğini söyler. –Bizim K-pop’ın çok iyi olmadığını bilmemiz gibi ama seviyoruz işte- Ayrıca koyu bir Colin Morgan fanıdır, bize de sevdirdi sağ olsun. :D Son zamanlarda EXO yüklemesi yapıyorum, favorisi Chen. Ayrıca üyeleri ayırma çabası bana eski günlerime hatırlatıyor. :3 Baekhyun’u da sevmeye başladı ama onun adı Ahmet. :D

Edit: Kendisi sonradan Chen'in öyle hardcore fanı oldu ki tumblrda Chen'le ilgili blog bile açtı, artık EXO haberlerini falan alıyorum. Hatta sınıfındaki birine Jongin sevdirmiş. 

S-in/NSA
                Kitap okumayı seven ikinci yegane arkadaşım! İyi bir müzik zevki de vardır. Aynı arkadaş grubunda olmamıza rağmen bir sene birbirimizden habersiz yaşadık resmen. Ama artık en yakın arkadaşlarımdan biri. Yaşadığımız en büyük sorun konuşacak konu bulamama! İkimizde kitap, film, resim ve rock seviyoruz ama bir türlü konuşacak konu bulamıyoruz. Neyse ki son zamanlarda daha iyiyiz. :D Metüriç ile gezer, bu yüzden zavallıcığın dinlemediği K-drama yoktur. :D
                S-in’i Kore fanı yapmak için bir yıldır uğraşıyoruz ve büyük ilerleme kaydettik. :D Kurtarıcımız Secret Garden!!! D ile ben ona gittiğimiz gece bile battaniye altında Secret Garden izledik. Ayrıca CN Blue ve Jonghyun sayesinde bir Boice oldu da denebilir. Changmin’i sadece beğeniyor. Ayrıca Lee Jong Suk’u da çok beğenir cancağızım, kıh kıh kıh.

Edit: Kendisi EXO Showtime'ı severek izledi ama hayır, K-fanı olmuyor. Yapacak bir şey yok. :D

Deniz Ürünü (DÜ)/Turşu/Ciko
                İnanılmaz bir konu bulma kapasitesine sahip insan. Onunlayken o kadar çok gülüyorum ki… Hani bazı insanların aurasında bir şeyler vardır, DÜ öyle biri. Espri yapmasa bile söylediği şeye gülüyorum. O da sürekli güldüğü için hahahahihihi geçiyor ömrümüz. Biz ne zaman buluşsak o gün yağmur yağıyor. O yüzden buluşmak istediğinde “Yağmur yağacakmış,” diyor.
                Beni Kore fanı yapan diğer insan… Beni Led Apple’la tanıştıran da o. O ne fanı emin değilim. Değişken bir yapıda… Ama uzun süredir Primadonna. :D İnanılmaz bir dizi izleme tarzı var. 1. 2. 7. Ve 20. Bölüm… Sonra geri döner 8-5-13… Ve eğer interneti yoksa aynı diziyi milyonlarca kez izleyebilir. :D Aslında onunla çok şiddet dolu bir ilişkimiz var, benim çenem onun da eli durmuyor. :D Yine de sürekli birlikteyiz ve o en sevdiğim arkadaşlarımdan biri.

Edit: Lee Seunggi aşkı, Yoona'dan sonra hüsrana uğradı. Bir süre boşta gezip 2PM'den Chansung'a sardı. Ama hiiiiç belli olmaz ne kadar onda kalacağı. Ve Running Man'in bütün bölümlerini izlemiş olabileceğinden şüpheleniyorum. :D

Ria
                Çok uzun süre Gürcistan'da yaşamış, hem konuşkan hem de konu bulma yeteneğine sahip biridir.  YSF’m. (Yeni sıra friendi) Onew’le kafayı bozmuştur. Onu K-fanı yapan da yine S-ye’dir. Koyuuuuu Shawol ve Exotic. SNSD’den ölesiye nefret ederdi ama şimdi umursamıyor. Gel gelelim ablası da koyu bir SONE. Bu yüzden bütün şarkılarını bilir, üyeleri tanır. Ama acayip nefret eder-di. Park Shin Hye’yi, Suli&Victoria’yı çok sever. Hatta Sulli kiminle evlenecek tartışması yapıyoruz, benimle mi onunlar mı? sdfghjk

Edit: Üzücü bir şekilde, anne ve babasının yanına döndüğü için artık pek görüşemiyoruz.

Chuky (Dancingmachine)
                Ayran gönüllüdür. Bugün onu, yarın başkasını sever. Kalbi çoook temiz bir kızdır. Cidden onun gibisini az gördüm. Onu kızdırmak benim için büyük bir zevk haline geldi, en büyük hayali bir gün yüzüme dokunabilmek. :D Onu K-fanı yapan da yine Metüriç… Bütün okula yaydı kerata. :D Önce TripleS’di, bir ara SHINee’ye bir ara EXO’ya sardı. Ama en sonunda geldi yine DB5K’ye gönül verdi. :3 Aklın yolu birdir beyler afsdgsadsf Ayrıca kendisi çok iyi dans etmektedir ve namı bütün okula yayılmıştır, koridorda onu gören herkes "bir dans etsene yiaaa" demektedir. 

Edit: Şimdi de BAP fanı. Ama uzun zamandır BAP'de kaldı. Bakalım nereye kadar? :D

Secit/Dağlar Dağlar
                Rahatsıııız. :D Koyu Shawol ve Exotic. Key’i çok sever. Çok çok çok sever. Bütün SHINee'yi çok seviyor aslında. O ve Ria, SHINee hakkında ne varsa bilir, kaynak olarak onları kullanırım. Ayrıca bu ikisi beni eski Kore fanı sanıyordu. Onlarla aynı zamanda tanıdığımı öğrenince çok şaşırdılar. Secit'in bir diğer lakabı da apaçi ama bunun hakkında fazla konuşmayacağımı söylemiştim o yüzden susuyorum.

B
                Kızların korkulu rüyası… :D İnanılmaz bir siyaset aşkı var. Tarih derslerine bayılır. Yatıp kalkıp edebiyat konuşabileceğim birisi ve okumayı çok seviyor. Ve ikimiz de çok tembeliz.:D Bu ortak noktalarımız güzel ama olgun gibi görünse de çok ilginç biri. Geçen bütün bir sene koluma vurdu. İddia ettiğine göre ben de ona psikolojik şiddet uyguluyormuşum. Ama ne zaman gülsem ona gülüyorum sanıyor benim suçum yok ki! :D Ayrıca onu bir Daemin’i vardır, ki fan olmaktan çok antifan sayılır, o bir türlü Taemin olmadı. Her zaman Daemin. :D

Edit: Kendisiyle bir seneden uzun süredir birlikte oturuyoruz, bu ilginç insan, sessizce bütün dizileri izleyip, bütün show programlarını elden geçiriyor. Neyse, ben de haberleri ondan alıyorum. :D

S-na
                Hayatımda tanıdığım en saf en temiz insanlardan biri. Kore fanı değil, birçok kişi onu yapmak için uğraşıyor, anti değil ama fan da değil işte. Daha da kötüsü rüyasında sürekli çekikleri gördüğü için diğerlerini çileden çıkarıyor. B2ST’ten Junhyung’u sever. Birkaç beğendiği var ama sadece “tatlı” der ve geçer. :D Çünkü o sarışın seviyor, sarı saçlı ve renkli gözlü. O da bir Moldova fanı. Moldova hakkındaki sorular da ona yöneltilsin lütfen. :D

Woops

                Danimarka'da büyümüş olmasından mütevellit Türkçe'yle ilgili sorunları olan bir arkadaşımdır. Kendisi tam bir Star Wars manyağı ve 9gag bağımlısı. Hatta toptan bilgisayar bağımlısı ve aynı benim gibi evden çıkmaktan, hatta odasından çıkmaktan nefret ediyor. ama benden farklı olarak çok iyi yemek yapıyor ve hobi olarak da kalsa aşçı olmayı düşünüyor. Sürekli mailleşerek konuştuğum, eskiden hiphop şimdi hard, metal ve türevlerini dinleyen, konuşma konusunda yetenekli, içi dışı bir, el ele verip Turşu'yu çileden çıkardığımız bir arkadaşım. :D


Geçen gün –etrafta kimse yokken- ayağım kaydı ve merdivenden yuvarlandım. Üstelik sırtımda ağzına kadar dolu –kitaplarım, telefonum, bilgisayarım ve diş fırçam vardı- çantam vardı. Asıl komik olan sakince “ah” dedim ve hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yürümeye devam ettim. Acımadı mı? Hayır çok acıdı ve muhtemelen bir sürü çürüğüm olacak. Ama niye her gün düşüyormuş gibi bu kadar normal karşıladım bilmiyorum. :D

Metüriç ile aramızda geçen diyalog:
-“Bir saat önce falan merdivenden yuvarlandım. :D”
-“Oha gerçekten mi? Bir yerine bir şey oldu mu?  Ağrın var mı?”
-“Sence bir şey olmuş gibi miyim? :D Birkaç yerim çürüyecek o kadar. :D Komik olan düştükten sonra bir şey olmamış gibi devam ettim. :D”
-“Ne bileyim ben :D Ben olsam kırık ayakla da mesaj atardım. :D o yüzden sordum. İyiymiş :D :D Kore dizilerinde olsaydın çoktan yoğun bakımda yatıyordun. :D”
-“:D :D Ölmüş falan bile olabilirdim. :D”

Yine Metüriç ile geçen gün telefonda konuşuyoruz, ben de bir yandan I Hear Your Voice’u izliyorum. O da dizinin bir bölümünü bile izlememiş.
-“Kız şimdi seni seviyorum dedi.” Dedim.
-“Kapat şimdi öpücük sahnesi gelecek.” Dedi ve 3 saniye sonra gerçekten de geldi.
-“Yuh gerçekten geldi. Nereden anladın lan?” dedim hayretle. Dizinin adından başka bir şeyi bilmiyordu çünkü.
-“Ben anlarım, Kore dizisi işte.” Dedi. Artık K-Dramada nasıl bir klişelik varsa 20 dizi izleyen adam 21.sinde bir sonraki sahnenin ne olacağını bilebiliyor. :D

Neyse bizim diyaloglarımız bitmez. :D
İşte böyle… Hepsini çok seviyorum ve bu kadar çok yakın arkadaşım olduğu için çok şanslıyım. Bunun için çok şükretmem gerekiyor. :D
Hadi şimdi siz de kendi arkadaşlarınızdan bahsediiiin! :D


Not: Bu arada yazmamı istediğiniz bir konu var mıdır ki acaba? :D

Çarşamba, Eylül 11, 2013

adını bilmediğim bir mim

LowerK beni mimlemiş! O da olmasa mim falan yazamam yani. Çok teşekkür ediyorum.

https://4.bp.blogspot.com/-5ulzu0DnKZc/UjAvuw18VcI/AAAAAAAADM0/6xyH00ITt0g/s1600/salar-de-uyuni-3.jpg

Hayatınızda hiç mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay yaşadınız mı?
Bazen her şeye en fazla kaç açıdan bakılabilir diye düşünürüm. Yani herhangi bir olayı, bir görüntüyü mucize olarak nitelendirebilmek mümkün. Yine de her insanın mucize diyebileceği bir şey varsa aklıma gelen şey şu. Bir Ankara yolculuğunda verdiğimiz molaların birinde bir köpek vardı, tabi benim köpeklere zaafım olduğu için orada düşündüğümüzden fazla kalmıştık. Daha sonra yola devam ettiğimizde bir kaza olmuştu. İki tanker çarpışmış, biraz zincirleme  olmuş falan. Hem de biz oraya gelmeden dakikalar önce. Eğer o köpek orada olmasaydı muhtemelen biz o kazanın içinde olacaktık. O zaman bunun bir mucize olduğunu düşünmüştüm.

Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?
Alamadığımdan ziyade almadığım çünkü almamam gerektiğini bildiğim şeyler var. Mesela ikinci bir bisiklet ama kış geldi ve bu sene de çok yoğun olacağım için yaza kadar sürme ihtimalim yok, ben de almıyorum, alamıyorum tabi. Yeni bir bilgisayar çünkü iki senedir bunu kullanıyorum. Ama yine ders çalışmama engel olacağını bildiğim için almayacağım. Ve yüzlerce kitap! Bunu alamama sebebim ise daha sırada onlarca kitap olması. 

Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?
Hem de nasıl. Etek, abiye, dantelli, boncuklu, simli, parlak, pembe renkli şeyleri giymem. Her daim pantolon, gömlek ve eşofman giyiyorum. Kıyafete girer mi ama bir de spor ayakkabıdan başka hiçbir ayakkabı çeşidi bile giymem. Kışın bile çok kar yağmamışsa bot bile giymiyorum.

Nefret ettiğiniz huylar ve insanlar?
Kendini beğenmişlik, narsizm, egoizm ve bilumum kendini sevme, başkalarını düşünmeme küçümseme özelliği. Dürüst olmama durumu ve ve ve saygısızlığa tahammülüm yok. Onun dışında nefret ettiğim biri yok.

Sizi en net tanımlayan kelime?
Tek kelime mi? “Dengesiz”i seçiyorum ben. 

Hayata yeniden gelme şansınız olsa hangi ülkede doğardınız?
İspanya!!! Tabi ki de güneyinde ama Barcelona da olur yani. Zaten beni tanıyan nasıl bir İspanya manyağı olduğumu bilir. Ayrıca bu blogda yazdığım en popüler yazı da İspanya için yazdığımdı. İspanya olmadı mı İsviçre derdim, olmadı İtalya, olmadı Kanada… E yeter birisi de olsun artık.

Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?
Güzel bir kitabın yapamayacağı şey yoktur. Müzik dinlesin, film izlesin, dışarı çıksın. Şehrinde varsa denize gitsin. Kütüphaneye gitsin. Daha ala keyif de bulamam zaten.

Nikah masasında evleneceğiniz kişiden “Hayır” cevabı alsanız ne yaparsınız?
"Ben diyecektim onu hıyar," derim, kızarım. Ayrıca "ulan gerizekalı bizi niye uğraştırdın o kadar" da derim.

https://1.bp.blogspot.com/-WDM-YMvFLF4/UjAvIP2V5YI/AAAAAAAADMo/HGbfwbUdpi8/s1600/Little%252520Old%252520Letter%252520TAfo.jpg

İnsan kaderini mi yazar, kaderini mi yaşar?
İkisi de ya da ikisi de değil. 

Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?
Satisfaction.

İnternette sahip olduğunuz ilk nickname?
En zor soru buydu. İlk msn adresim oğlaklı bir şeydi, ablam açmıştı, burcumdan dolayı da oğlaklı bir şey yazmıştı. Bu sayılmıyorsa “Alien” olabilir. Ki bazı sitelerde hala bunu kullanıyorum. 

Ben de mim oluşturmak istiyorum aslında nasıl yapacağımdan emin değilim.
Neyse kimleri mimliyorum? HanijuniShirushiFilozofMuuYa Leyl


Görüşmek Üzere!!!

Salı, Eylül 10, 2013

Müziğin Türkçe'si

Biliyorum bazılarınız öyle sanıyor ama anamın karnından K-pop dinleyerek çıkmadım ben. :D Sadece bir buçuk yıl oldu. :D İngilizce dinlemeden önce de Türkçe dinliyordum. Şimdi dönüp baktığımda çok şükür yine iyisini seçmişim diyorum. :D Peki ne dinliyordum?

Kazım Koyuncu

MFÖ, Nev, Duman, MaNga, Ayna, Mor ve Ötesi, Gripin de dinlerdim ama onların şarkılarından bahsedesim yok şimdi. Beyin fonksiyonları yeterli çalışmayan bir kesim tarafından arabesk genresine koyulsa da bizim onunla hiçbir ilgili olmadığını bildiğimiz Ahmet Kaya’yı da severek dinlerdim. Kazım Koyuncu’yu tek geçerim. Ve tabi ki, tabi ki hepsinden önce Barış Manço ve Cem Karaca dinleyerek büyüdüm ben. Şimdi bir de şarkılarını koymak istediklerim var. Ayrıca  dinlediğim yüzlerce Türkçe şarkıdan sadece 2-3 tanesinin klibini izlemişliğim vardır. O derece ilgisizdim. :D

Yüksek Sadakat- Kadınım
“Irmaklar denizlerde, denizler sahillerde durdular 
Arayanlar hiçbir yerde, inananlar dualarda buldular
Kim bilir sen benim halimde, sakinliğimde ne buldun?
Ben sonra yorgundum, kendi kendime sokuldum
Uyuya kaldım…
Aklımın iplerin saldım… 
O giderken, bir an durup peşinden baktım
Ne dersin? 
Umarım beni affedersin…
Ne dersin? 
Belki de terk edip gidersin…


Yüksek Sadakat - Hiçbir Şey Yerini Tutamaz
“Rüyamda bir balıkla tanıştım
Onunla senden benden göç etmekten konuştum
Biraz garip şimdi bakınca
Hayvanlar konuşamaz insanlar duymadıkça
Gitme, ne olur gitme          
Sen gidersen çöl gelir, çekirgeler beni alır
Gitme, bu yüzden gitme…”

 

Sevdiğim diğer şarkıları:
Aşk Durdukça, Haydi Gel İçelim, Katil&Maktül, Ayrılış, Döneceksin Diye Söz Ver, Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer, Pervane, İhtimaller Denizi, Aşk Şarabı, Kadınım....

Zakkum - Hipokondriyak
“1,2,3,4,5,6…
Sen kendi gölgesinden bile korkan bir paranoya… kBir hipokondriyak… Bir hipokondriyak
Sen kırık cam üstünde yalınayak ve çırılçıplak… Bir hipokondriyak… Bir hipokandriyak…
311, 312, 313…”


Bunun dışında sadece “Anason” isimli şarkısını dinlerdim.

Ezginin Günlüğü - Eksik Bir Şey mi Var
“Eksik bir şey mi hayatımda, gözlerim neden sık sık dalıyor?
Eksik bir şey mi hayatımda, gökyüzü bazen ciğerime doluyor…
Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
Atsan atılmaz, satsam satamam, eksik bir şey mi var anlayamam
Bak çayım, sigaram, her şeyim tamam…”


Papatya şarkısını da çok severim, onun dışında pek dinlemem.

Can Atilla - Aşk-ı Hürrem
“Masmavi gökyüzünde hep kaybolmuş küçük yıldızım
Mehtaba sürgün olmuş hayaller, geçmiş biter gider,
Sarmışsa ruhunu dalgalar, anlatır gibi her şeyi
Kalbim barışmış gözyaşlarıyla, Nastasia elveda…”


Sezen Aksu – Unuttun mu Beni?
“Unuttun mu beni? Her şeyimi… Sildin mi bütün izlerimi?
Ben hala dolaşıyorum avare, hani görsen eni konu divane
Ne yaptıysam olmadı, ne çare, unutamadım gitti…”      


Sezen Aksu da dinlemem, bu dinlediğim tek şarkısı.

Erol Evgin – Bir De Bana Sor
“Nereden aklıma esti kim bilir, gezdim dün gece şehri şöyle bir
Herkes evinde, kendi halinde, her yerde huzur, her yerde neşe
Bir ben uykusuz, bir ben huzursuz, bir ben çaresiz, bir ben sensiz…
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor, nerede, nasıl yaşarım, bir de bana sor
Evlerin ışıkları bir bir yanarken, bendeki karanlığı gel de bana sor…
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor, sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor
Ak düşer saçlarımı tel tel sayarken, bunca yıl nasıl geçti, gel de bana sor…”


Erol Evgin’i çok severim, sesini çok beğeniyor. Hemen hemen tüm şarkılarını severim.

Gökhan Kırdar – Üstüme Basıp Geçme
“Belki de yalandır oyundur derim ya yine de korku basar
Yazık ki ağır ağır çökmüş yüreğine, nefret değil mi bu?”

Adamı tanımıyorum bile. :D


Gökhan Türkmen – Büyük İnsan
“Herkese sor acılar unutuluyor, ağlayınca gözlerinden siliniyor
Aşk her defasında bak bulunuyor, bırakırım zamana öyle biraz da
Sen olmadan da geçer nasılsa, hatırla bunları sakın unutma
Diyordun, ama o zaman gülüyordun…”


Dinlediğim tek şarkısı buydu.

Feridun Düzağaç – Düşler Sokağı
“Ben kuşlardan da küçüktüm bir gece vaktiydi, aşk tuttu elimden…
Geçtim düşler sokağından bir gece vaktiydi, ceplerimde hacı yatmazlar…
Yağmur yağsa, uykum kaçsa, bir kuş konsa badi parmağıma, ağlardım bir başıma…
Sevdadandır, sevdadandır dedi annem aldırma, aldırma, gel yanıma…
Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla, düş sattım aldanmışlara…
Aklım kaçıverdi elimden, bir gece vaktiydi, sevdiğim başka sevenim başka…”


Bu adamın şarkıları güzel olur. Alev Alev’i de severdim.

Erkin Koray – Öyle bir geçer zaman ki
“Öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla vaki… Birden dursun istersin, seneler olunca mazi
Öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla vaki…
Günlere bakarsın katı katı, üzerine çekersin perde,
Yoldan geçenler var da, her akşam gelenler nerede?
Kara yazıldı sanma, insanın da kaderi böyle, öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla vaki…
Bir cevap buldun mu sorulara, yiğitlik de var yine serde, nasıl gaddar seneler, geçiyor durduğu yerde
Sana kara yazıldı sanma, insanın da kaderi böyle, öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla vaki…
O nedir seni kızdıran memnun edeceği yerde, bak bir garip diyor ki nerede o yarim nerede?
Anılara kapılıp kanma, dünyanın da düzeni böyle, öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla vaki…”


Cem Adrian – Yağmur
“Korkmuyorum artık senden gece, korkmuyorum hiç karanlık
Üzerime gel istersen, sar beni, ben kaçıp gitmem
Korkmuyorum artık senden yalnızlık, korkmuyorum hiç, korkmuyorum
Yüreğime vur, vur istersen, kalmadı hiç kaçıp gitmem…
Sokaklarda yanımda dolaşan yağmur, geceleri başucumda duran yağmur
Avucumda ellerin yerine yağmur, vur yüzüme, vur yüzüme
Saçlarımda nefesin yerine yağmur, dudağımda dudağın yerine yağmur
Gökyüzünden çaresizliğimi yağmur, vur yüzüme hadi vur yüzüme…”


Normalde Cem Adrian da dinlemem ama bu şarkı çok güzel…


Teoman - Zamparanın Ölümü
“Pardon sizi birine benzettim geçmiş yıllardan, yemin ederim azıcık içtim, bu halim doğuştan
Şampiyonum sanırken diskalifiye olduğumdan, işte sevgili bayan, tüm gevezeliğim bundan
Bir kız tanırdım eskiden hayat berbat derdi, loş kalbinde hayal kırıklıkları biriktirirdi.
Her filmden, kitaptan bir rol seçerdi, beğensin diye gelirse ölüm makyajsız gezmezdi.
Bir şey söyledi ki bence de doğru bir bar filizofu “Çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlık sorun.”
Kadehte yansımama baktım, ayaklı bir kanıttım, kadın dergi testlerinde her soruya yanıttım
Tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan, çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan
Ama dün akşam dedim ki kendi kendime düşünme! Kim anlamış ki sen anlayasın böyle…


Sevdiğim diğer şarkıları:
Çoban Yıldızı, İki Çocuk, Papatya, Kardelen, Gemiler, İki Yabancı, Sevgi Anlaşmak Değil, Uykusuz Her Gece, Renkli Rüyalar Oteli, Kupa Kızı ve Sinek Valesi, İstanbul’da Sonbahar, Anlıyorsun değil mi?, Senden önce senden sonra, İstasyon İnsanları…               

Şebnem Ferah - Eski
“Eski bir şiir, eski bir hikâye, eski bir ezgi var aklımda,
Herkes hayattaydı, bildiğim herkes, hiç korku yoktu, yoktu aklımda…
Eski bir kitap, eskimiş resimler, eski bir şarkı var aklımda,
Sevdiğim birini hiç kaybetmemiştim, kaybetmek yoktu, yoktu aklımda…
Sıradan basit bir günün uğruna, hiç dua etmemiş, hiç yalvarmamıştım…
Sen nasıl başardın? Yüzyıllık aşk gibisin?
Nasıl böyle kaldın? Büyürken eskimeyen, Eskise de değerlenen…
Sen nasıl başardın? Yüzyıllık aşk gibisin?                    
Nasıl böyle kaldın? Yoksa sen de sadece öyle duranlardan mısın?
Eski bir oyun, eski bir sokakta, eski bir hırka, var omzumda
Aşka inanırdım, her hücremle, hiçbir yük yoktu, yoktu omzumda…”


Şebnem Ferah - Yalnız
“Kim bilir neler neler geçti başından, kimse böyle yalnız olamaz
Anlat birer birer, tut ellerimden, kimse böyle küskün olamaz
Çizgi çizgi yüzünde, gölgeli gözlerinde, ağır sessizliğinde, neler neler var ne hikâyeler var
Titreyen çenemde, dünya devrilmiş, kimse böyle üzgün olamaz
Gözlerim dolu dolu, hayatım da öyle, kimse böyle yorgun olamaz
İlk göz pınarında, duran o gözyaşında, akmaya hazırlanan neler neler var ne hikâyeler var
Her bahar öncesinde, kardelene dönüşmeyi, kopmayı koparılmayı anlat
Karanlıkla dans etmeyi, sonra ölmeye yatmayı, kahpe dünyayı anlat anlat
Uzaklara dalıp gitme, gözlerin de dolmasın, kimse böyle yalnız olmasın…”


Şebnem Feah - Ünzile
“Ünzile insan dölü, on kardeş beşi ölü... Büyüdükçe un ufak ve gelir de görücü
İnci gibi dişi, görücü bilir işi, söğüdüm ağlar gider, olur hatun kişi
Varmadan sekizine, ergin oldu ünzile… Hem çocuk hem de kadın, on ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin bir su gibi saydam ve sakin, susar kadın ünzile…
Yağmuru kim döküyor? Ünzile kaç koyun ediyor? Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor.
Korkar durur gitmez, köyün en son çitine, inanır o sınırda dünyanın bittiğine
Ünzile insan dölü, bilinmezlere gebe, sırların mihnetini yükleyip de beline
Varmadan sekizine, ergin oldu ünzile, hem çocuk hem de kadın, on ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin bir su gibi saydam ve sakin, susar kadın ünzile…”


Sevdiğim diğer şarkıları:
Değirmenler, Masum Değiliz, Çakıl Taşları, Aşk Her şeyi affeder mi?, Ben Şarkımı Söylerken, Bir Kalp Kırıldığında, Bu Aşk Fazla Sana, Can Kırıkları, Deli Kızım Uyan, Gidiyorum Gözüm Yaşlı, İstiklal Caddesi Kadar, Rüzgar Ol Gel, Sigara, Mayın Tarlası, Kırmızı Rugan Ayakkabılar…

Badem - Elif
“Elif kaşlarını çatar, gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar, yazar elif elif diye…”


Sevdiğim diğer Şarkıları:
Senin Hala Bu Kalp, Sen Ağlama, Ala Gözlerini sevdiğim Dilber, İntizar, Geceyedir Küsmelerim, Sensiz Kalacak Bu Şehir, Sensiz Olmam, Kalpsiz…

Redd - Hala Aşk Var mı?
“Çöpü kalmış elma masal, bu toklukta adem ne yapar? Esir olmuş televizyon bakar…
Külü kalmış, ateş masal, akıl vermiş neye yarar? Hapı yutup rüyaya dalar…
Bir melek bir şehir bir dünya var mı? Bir insan bir güzel hala aşk var mı?
Bu boşlukta insan ne yapar? Canı sıkılır aya dalar, kendi bakar maymunu yollar.
Gözü döner adam asar, sonra marsta hayat arar, canlı yayında şeytanlar…”


Sevdiğim diğer şarkıları:
Deliyim, Dünya, Prensesin Uykusuyum, Nefes Bile Almadan…

Kurban – Yalan Dostum
“Yalan dostum aşk diye bir şey yok, aşk dediğin 3 günlük eğlence
Bilemedin 5 gün sürsün, kapılıp da sürünen çok…”


Ogün Şanlısoy – Büyüdük Aniden
“Eskiden neşemiz vardı, gülümserdik her gün, uzaktaydı hüzün
Hayallerimiz vardı, uçurtmalar geçer içinden, Cumartesi öğlen
Boyalarımızla oynardık, rengârenkti her şey, karanlığı boyardık
Ve birden büyüdük aniden… Ve birden küçüldü hayaller  
Büyüdükte sanki ne oldu? Çocukluğu unuttuk, yalanlara boğulduk
Büyüdükte sanki ne oldu? Umutları kuruttuk, savaşta vurulduk
Koşardık bayırlarda, ağaç evler kurardık. Bedavaydı çiçekler, taçlar yapardık
Düşsek bile olsun, yeniden kalkardık, acıtmazdı hayat…”

                                                            
Sevdiğim Diğer Şarkıları:
Kendine Gel, Korkma, Ben de Özledim, Kaybettik Severken, Düşmez Kalkmaz, Ne Yerdeyim Ne Gökte?, Umudum Var, Bir Ben, Pencere, Saydım, Kendin Öldün...

Malt – Gol
“Ben uyurken geçen günler geri gelmeyecekler, full time yıllarıma rağmen öç peşindeler
Yönetici olabilirdim aslında, yapamayan yönetir derler,
Ama tüm personel adaylarım üst mevkilerde bir yerdeler
Ben hep yedekteyim, onlar oynuyor, ben izlemekteyim, onlar atıyor
Neden bilmem hep böyle oluyor? Sonuç aleyhime, uzatma yok maç bitiyor
Yıllarca ben koşup çalıştım didindim çabaladım, o bir vurdu gol oldu.
Bana ıslak bir sopa verin, elle oynamayım, maç durmasın
Topumu ağzına gömünce lütfen faul olmasın...”



Huh… Sonunda bitti. 
Peki siz ne dinlerdiniz/dinliyorsunuz?